art-core.tv / 15.04.2010 - 01.01.1970
Kor ve Ateş Yılları Didem Pekün'ün gözünden Tülay German'ı anlatmaktadır; Pekün onu ziyaret için birkaç kez Paris'e gidip gelir. Fakat bütün ısrarlarına rağmen Tülay German’ı filmde gözükmeye ikna edemez, ancak onu da bir şekilde filme katkıda bulunmasını sağlar ve German filmde kendi otobiyografik kitabından seslendirdiği metinlerle, yani sesiyle yer almıştır.
Belgeselde, Tülay German'ın Düşmemiş Bir Uçağın Kara Kutusu adlı otobiyografisi temel alınarak sanatçının müzik ve fotoğrafları, ayrıca çeşitli arşiv görüntüleri kullanılmıştır. Film aslında, tarihsel bir süreci bir sanatçının müzikal gelişimi üzerinden irdelemektedir ve aynı zamanda da geçmişin bugünle ilişkisini keşfetmeye çalışır. Film bize Tülay German'ın öyküsünü bir yandan kişisel bir dille aktarırken bir yandan da kendi ülkesinin 60'lardan günümüze savrula savrula içinden geçtiği politik çalkantıları belgesel görüntülerle harmanlayarak çarpıcı bir şekilde yansıtmaktadır.
Tülay German, 1935'de İstanbul'da nispeten varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Sanatçının, gerek şarkı söylemesine karşı çıkmaları gerekse sol tandanslı biriyle ilişki yaşıyor olmasını onaylamamaları ailesiyle bağlarının kopmasına neden oldu.
Tülay German'ın hayatına bakıldığında ilk anılacaklardan biri hayat arkadaşı Erdem Buri’dir; bir radyo programcısı, entelektüel, döneminin önemli aydınlarından biri. Onunla tanışana kadar Batı müziği icra eden Tülay German onun önerisiyle caz söylemeyi bıraktı. Buri'nin deyimiyle "düşünce şarkıcılığına" yöneldi. Bu süreçte ilk hiti Burçak Tarlası'nı çıkardı. Böylece Anadolu Pop'un tohumları atılmış oldu.
Tam o tarihlerde marksist görüşü anlatan bir kitabı Türkçe'ye çevirdiği için Buri 15 yıl hapis istemiyle yargılandı ve kaçmaya karar verdi. 1966 senesinde kimseye haber vermeden Tülay German da onunla birlikte bugün hâlâ yaşamakta olduğu Paris'e gitti.
German, Fransa'da birçok albüm kaydetti ve konser verdi. Saygın plak şirketi Philips'le sözleşme imzaladı. Kariyerinde gün geçtikçe yükselen sanatçı, o dönemde ülkesindeki olaylardan etkileniyordu; bu tanıklıklar onun zamanla siyasi yönü ağır basan bir müzisyene dönüştürdü. Öyle ki radikal bir kararla bütün finansal yatırımını harcayıp Philips'le sözleşmesini feshetti. Türk halk türküleri ve Nazım Hikmet, Yunus Emre gibi şairlerin şiirleri için bestelenmiş şarkıları söylemeye başladı. O artık Paris'teki Türk ve kendi ülkelerinden benzer şeylere mazur kalmış göçmenlerin sesiydi.
German, 1987'de sahnelerden sessizce çekildi ve müzikal kariyerini noktaladı. 1993'te de Erdem Buri'yi kaybetmesinin ardından izole bir yaşam sürmeyi seçti.




YORUMLAR
Üye değilseniz kayıt olmak için tıklayın.